White-Horse-021

Yükselen Her Şey Düşer!

Yükselen Her Şey Düşer!

“Uğursuz uğurböcekleriyiz. Herkes kendi ininde yaşıyor. Çünkü gergedan derisi değil bizimki. İnce şeffaf, geçirgen. Ne gelse tenimizin altına sızıyor. Suyumuz bulanık ama derin değil. Kıyıdaki timsahlar da bir bir iniyor nehre. Kanlı bir şölen tüm ailenin sofrada buluştuğu akşam yemeği…Her şey çamur, her şey kirli. Renklerimiz de kurudu. İç sesimiz yalan söylüyor. Ama Romalıların dediği gibi yükselen her şey düşer! Hem, olduğu yere, fazla uzağa değil. Bu yüzdendir kendimizden fazla uzağa gidemeyişimiz. Geçmişin mezarlarını eşeler dururuz o yüzden, gömdüğümüzde ararız bize benzeyeni. Mezar soyguncularıyız ama en yeteneksizlerinden. Kaybettiklerimizi arıyoruz…”

Ali Deniz Uslu, Cumhuriyet Gazetesi muhabiri idi. “İdi”nin hikayesi Cumhuriyet Gazetesi severler için maalesef iç yakıcı… Bir kitap yayınladı. “Karganın Duyduğu”.  Dün akşam geçti elime…Yukarıdaki dizeler ona ait.

“Fark edişlerin acımasız, cesur, yalansız, yalın paylaşımı. Tebrikler Ali Deniz Uslu…” demiş onun için Erdal Beşikçioğlu

Şiir kitabı olduğunu duyduğum anda bir saniyelik bir suskunluk yaşadım. Orhan Veli’nin sevdim şiirlerini. Nazım Hikmet’te takıldım kaldım. Onun dışında pek şiir insanı değilim ben. Bana biraz fazla romantik gelir şiir, ağır bazen de kasvetli. Bu nedenle şiir denince, biraz düşünürüm. Öyle roman, hikaye gibi hemen heyecanlandırmaz beni.

Fakat, Karganın Duyduğu adlı bu kitabı elime alıp, her kitaba yaptığım gibi rastgele sayfalarından birini açıp baktığımda, ilk karşıma gelen dizeler beni gerçekten çok heyecanlandırdı. Arka arkaya, diğerleri de aynı şekilde heyecanlandırıyor mu acaba derken, kitabı bir solukta bitirdim.

Hele bir dizesine rastladım ki

Hep
Ne zaman bir at bulup dört nala koşsam
vururla onu…

Hayatının çeşitli dönemlerinde bu şekilde hissetmiş biri için iyi bir yakalayıcı idi. İşte o zaman Esen Kitap’tan çıkan bu kitabı sizlerle paylaşmak istedim. Belki acımasız, cesur, yalansız, yalın fark edişler sizi de vurur.

Yüreğine, kalemine sağlık Ali Deniz…

Ben mi?

Atımı vuranlar; bir kenarda oturup sızlananlar ve bu nedenle bir adım bile atamayanlar ile attan hatta koşmaktan korktukları için hayatları boyunca yürüyenlerden, oluşur.

Onlardan hızlı gittiğimi gördükçe vururlar atımı. Ben ise, her seferinde bir başka at bulup yoluma devam ederim.

Share